Omega 3 ; Kime?, Hangi Dozda?

Besin takviyeleri; özellikle COVİD -19 pandemisinden sonra fazlasıyla hayatımıza girmiş durumda, pahalı olan bu ürünlerin uygun olmayan kullanımları sağlığımıza zarar verebilirken HANGI takviyenin HANGI durumlarda kullanılmasının yararlı olabileceğini bilimsel veriler ile dile getirmekten GERI Duramadığımın kanıtı olsun bu yazı

BUGÜN OMEGA-3 Hücrelerimizin yapıtaşı olan; Omega-3 ve Omega-6, vücudumuz tarafından üretilmeyen, belirli oranlarda besinlerden alabildiğimiz, sağlığımızın idamesi için gerekli olan çoklu doymamış yağ asitleridir. Omega-3 ü, Omega-6’ya göre daha az almamız halinde; vücudumuzda iltihap, ağrı, pıhtı oluşumu ve hücre çoğalması gibi haller ihtiyaçtan fazla cereyan ederek çeşitli hastalıklara neden olabilir.

Omega-3’ü,EPA+DHEA dediğimiz aktif bileşenler halinde hayvansal gıdalardan, ALA dediğimiz  ürün halinde ise bitkisel gıdalardan alıyoruz. Yalnız ALA ‘nınEPA+DHEA dan farkı metabolizmamız tarafından vücuda alındıktan sonra aktifleşmesi ve görece kanda düşük oranda kalmasıdır.

Şu durumda, en fazla Omega 3 içeren besin kaynağı hayvansal ürünler olup özellikle derin su/okyanus balıklarında, daha az oranda da serbest dolaşan/otlakta otlayan hayvanların et, süt ve yumurtalarında bulunuyor.

Fakat bu tür derin su balıklarının tüketiminin handikabı; ağır metal (civa, arsenik gibi toksinler) içermeleridir. Dolayısıyla derin su balıklarından ziyade genç/küçük balıklardan aldığımız zaman Omega-3’ü beraberinde daha az ağır metal almış oluyoruz. Yeşil yapraklı sebzeler ve keten tohumu ise hayvansal ürünlere kıyasla daha az da olsa, Omega- 3 içeren bitkisel kaynaklardır.

Günde alınması önerilen Omega-3  miktarı çocuklar için 250-500 mg, yetişkinler için 500-1000 mg, gebelik plan öncesi ve gebelikte ise günde 200-300 mg’dır.  (haftada 2-3 kez balık ile beslenerek bu hedefe ulaşılabiliyoruz)

Besin takviyesi olarak aldığımız kapsüllerin içeriğindeki EPA+DHEA dozları ile kapsülün total dozları birbirinden farklıdır, almamız gereken -üstte verdiğim dozlar- EPA+DHEA için geçerlidir, günlük maksimum 3-4 gramı geçmemesi gereken bu dozların yanlış kullanılması insan sağlığına zarar verebilir, mesela kanama artışı.. bu nedenle tedavi dozu hastaya ve hastalığa göre kişiselleştirilmelidir.

Literatüre baktığımızda, diğer takviye ürünlere kıyasla OMEGA-3 kapsül takviyesinin bilimsel çalışmaları görece fazla ama kanıtların çoğu gözlemsel düzeyde.

Ve bazıları ortak görüş sunan bu raporlar diyor ki;

  • Omega-3,ön planda trigliserid olmak üzere kolesterol düzeyini (%15-30), kan basıncını (2-5 mm/hg), kalp atım sayısını (dakikada 2-5) azaltır, ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Gebelik sonrası depresyonu, anne rahmindeki fetüsün beyin, göz gelişimini olumlu yönde etkiler. Gebelik süresince alınmasını önerdiğimiz miktarı karşılamak adına, ağır metal içermeyen balıklardan alınamadığı durumlarda, kapsül şeklindeki Omega-3 takviyesinin özellikle yağlı yiyecekler ile beraber alınabilir.
  • Kandaki Trigliserid seviyesini daha hızlı ve etkin düşüren yaklaşım ise besin şeklinde alımından ziyade yine Omega-3ü kapsül takviyesi şeklinde almaktır.

Görüldüğü üzere bazı hastalıklar ve bazı özel hallerde besinlerden ziyade Omega-3 kapsül takviyesini önerebiliyoruz.

Sağlığımızı öncelikle koruyalım

İyi haftalar dilerim